ÇANAKKALE; BİR DESTANIN İZLERİ

Arkadaşlarınla paylaş...

Şimdi bilgisayarınızın başındasınız. Belki elinizde sıcak bir kahve, yanında mis kokulu bir kurabiye var. Fonda hafif bir müzik çalıyor. İnternet de gezinirken bloğumuzu keşfediyorsunuz. Seyahat etmeyi seven biri olarak bu yazıya denk geldiniz. Büyük harflerle Çanakkale yazıyor. Tarihin dönüm noktasına bir yolculuğun eşiğindesiniz.


Çanakkale Türküsü (Makaleyi okurken müziği açmanızı tavsiye ederiz)


Bu yazı da bir milletin varoluş hikayesini okuyacaksınız. Yer yer tüyleriniz diken diken olacak, gözleriniz dolacak. Çok büyük gururlanacaksınız. Gözünüz de o anları o yerleri canlandırmaya çalışacaksınız, işte tam o sırada videolar ve fotoğraflar çıkacak karşınıza. Ege’nin rüzgarında, Aynalı Çarşının sesleri gelecek kulağınıza.

57. Piyade Alayından bir marş yükselecek, bir top ateşlenecek Kilitbahir kalesinden, bir Bayrak göndere çekilecek siz bu yazıyı okurken.

A. Bayraklı Köy Bigalı

Çanakkale Savaşı çok geniş bir alana yayılmış, bu yüzden sıralı bir ziyaret lokasyonu planlamak savaşın seyrini anlamanız açısından oldukça önemli. Bu sebeple tarihi yolculuğumuzun ilk durağı Bigalı Köyü oluyor.

Yıl 1915; Yarbay Mustafa Kemal 19. Tümen komutanıdır. Tümeniyle beraber Bigalı Köyüne gelerek burada karargah kurar. Bir hafta sonra Türk milletinin kaderini değiştirecek savaş başlar. Tarihe altın harflerle adını yazdıran büyük komutanın, tüyleri diken diken eden o sözleri dökülür dudaklarından; ‘Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum.’

Kulaklarında Mustafa Kemal’in emri, yüreklerin de vatan aşkıyla, 57. Piyade Alayı Bigalı Köyünden yola çıkar, Conkbayırı ve Arıburnun’da düşmanı destansı bir zaferle hezimete uğratır.

Daracık taş sokaklarda 57. Piyade Alayının adımladığı yollar da yürürken bu güzel köye hayranlık duymamak imkansız. Tek katlı taş evlerin duvarlarına dokunurken Mustafa Kemal’in yıllar önce aynı yer de olduğunu bilmenin verdiği hissiyat ise kelimelerle anlatılamaz.

Köyde bulunan iki katlı bir ev müzeye çevrilmiş. İçerisinde mermi örnekleri, maketlerle canlandırılmış savaş tasvirleri bulunuyor. Ayrıca hediyelik eşya almak isteyenler içinde çeşitli ürünlerin satışı mevcut.

Ama Bigalı köyünde asıl ziyaret etmeniz gereken yer Atatürk’ün karargah olarak kullandığı ev. Evin içerisinde Atatürk’ün kullandığı eşyalardan bir tek çalışma masası kalmış geriye. O çalışma masasının etrafında toplanılıp, savaşın seyrini değiştirecek planların yapıldığı düşünülürse en kıymetli eşya hala o evin bir parçası desek yanlış olmaz herhalde.

Evin avlusunda volta atarken rüzgarın fısıldadıklarına kulak verin. Kim bilir kimlerin sesini duyacak, hangi hikayenin yolcusu olacaksınız. Bir de köyden ayrılmadan önce mutlaka köy kahvesine uğrayıp az şekerli bir Türk kahvesi içmeyi unutmayın. Belki de Atalarını bu topraklarda şehit vermiş bir köylüye denk gelir, ondan bu köyün efsaneleşmiş hikayelerini dinleme fırsatı da yakalarsınız.

Her yeri bayraklarla çevrilmiş bu köyden ayrılmak istemeyeceksiniz. Ama ziyaret edilmesi gereken o kadar çok yer var ki geç olmadan yola düşme vaktidir.

B. KAHRAMAN 57. PİYADE ALAYI

Cephanesi tükenmiş bir birlik, süngülerini sürerek, kendi sayılarının 3 katı fazla düşman birliğine karşı taarruza değil ölmeye gidiyor. 57. Piyade Alayı bu göğüs göğüse muharebede birliğinin üçte ikisini vatan toprağı uğruna gözünü kırpmadan şehit vermiştir. Ve şehit düştükleri yer de yani Kanlısırt‘ta, asla yere düşürmedikleri sancağı ruhlarıyla korumaya devam etmektedirler.

Bu muhteşem kahramanlık hikayesi tarihimiz de öyle yankı uyandırmıştır ki günümüzde hala Türk ordusunda 57. Alay bulunmamaktadır.

Dolu Kafa Yeni Konu:  İzmir de Gezilecek En Muhteşem Yerler

57. Alayın anıt mezarlarının arasında gezinirken okuduğumuz her isimde yüreğimiz bir başka minnetle doluyor. Dilimiz de dualarla yavaş yavaş Conkbayırı’na doğru çıkmaya başlıyoruz.

C. TOPRAĞININ HER KARIŞI DESTAN OLAN CONKBAYIRI

Sağımız da solumuz da kazılmış siperler, yarısı toprağın altında yarısı üstünde kalmış top arabaları, derin bir sessizlik, uçsuz bucaksız bir gökyüzü, savaştan geriye kalan büyük bir zafer…

İşte Conkbayırı bu uzun hikayenin en kıdemli yolu. Ve bizler bu yolu geçerken anıtlar tarihe ışık tutuyor.

Conkbayırı üzerinde ziyaret ettiğimiz ilk anıt Atatürk Anıtı oluyor.

Atatürk’ün Saatinden Vurulduğu Yer

Yıl 10 Ağustos 1915, saat sabah 04.30 suları… Mustafa Kemal kırbacını havaya kaldırarak Türk ordularına Conkbayırından taarruz emrini verir, kısa bir süre sonra harekatı izlediği nokta da göğsünde bir acı hisseder. Bir şarapnel parçası göğsünün sağ tarafına isabet etmiştir. Ancak bu şanlı komutanın Türk milletine armağan edeceği daha bir çok zafer ve destansı bir tarih vardır. Şarapnel parçası sağ göğüs cebinde bulunan saate isabet etmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk 1915 yılında Conkbayırında yaşanan bu hadiseyi daha sonra Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı röportaj da şu şekilde dile getirmiştir;

“Muharebe meydanında cereyan eden hali temaşa ederken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz edemedi. Yalnız kalınca, derin bir kan lekesi bıraktı. Bu saat enkazını bilâhare, bugünün hatırası olmak üzere, Liman (Von Sanders) Paşa’ya verdim. O da aile asalet armasını hâvi, kendi saatini bana verdi.”

Atatürk’ün saatinin parçalandığı yer Conkbayırı üzerinde 4 mermer top güllesi heykeli ile belirtilmiştir. Bu bölgeden ayrılıp biraz ilerlediğimiz de ise Atatürk’ün gözetleme yerine varıyoruz.

Atatürk’ün Gözetleme Yeri

Şahin gibi keskin bakışlara sahip bir komutan, Anafartalar Ovasını ayakları altına serecek bir noktadan düşman birliklerinin yeniden taarruza geçip geçmediğini gece gündüz demeden gözetler.

İşte bu siper günümüzde restore edilmiş ve tarihe Atatürk’ün baktığı yerden bakmak isteyenler için ziyarete açılmıştır.

Genellikle ziyaretçi yoğunluğundan dolayı kalabalık bir nokta olmasına rağmen mutlaka orada durup bir kaç saniye dahi olsa Anafartalar ovasına 1915 ruhuyla bakmanızı öneririm. Gözünüz de canlandırın masmavi gördüğünüz deniz kan kırmızı, yemyeşil olan tepeler çolak. Top ateşinden alev alev yanan memleketin üzerinde kara bir duman, ağır bir barut kokusu genzi yakan… Sonra kapayıp açın gözlerinizi bir de şimdi ki manzaraya bakın. Cennetten bir parça düşmüş yeryüzüne… Huzur dolu bir sahil, yeşil bir ova,çam ağaçlarının kokusu. Ne ağır bir bedel ödenmiş bu cenneti bize bırakmak uğruna. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun…Hepsine minnet borçluyuz.

Böyle düşününce insanın dizleri ağırlaşıyor resmen, sanki sırtımda bir top mermisi taşıyor gibi hissediyorum. Gözetleme yerinden ayrılıp Mehmetçik anıtlarını ziyaret etmek için Conkbayırını tırmanmaya devam ediyoruz.

Dolu Kafa Yeni Konu:  Bizim Bahçe - Doğayla İç İçe Kahvaltının Çorludaki Adresi

Conkbayırı Mehmetçik Parkı Yazıtları

Mehmetçik Yazıtları üzeri yazılı 5 mermer anıttan oluşmaktadır.

  • 1.Anıt: Mustafa Kemal Atatürk 25 Nisan 1915 sabahı düşmanın Arıburnuna çıkarma yaptığını öğrenince 57. piyade alayını bölgeye sevk eder. Cephanelik olmamasına rağmen süngüyle verilen mücadele sonucunda zaman kazanılmış ve yetişen alayla birlikte düşmanın Conkbayırına ulaşması engellenmiştir.
  • 2.Anıt: “Ben size taarruzu emretmiyorum ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir.” işte bu akıllara ve yüreklere kazınan cümle sonucu yapılan taarruzla düşman Cesaret Tepeye kadar geri atılmıştır.
  • 3. Anıt: 6 ağustos 1915 de düşman kuvvetleri tarafından yeniden taarruz başlar, 3 gün 3 gece süren bu kanlı taarruz sonucunda Türk askerleri düşman birliklerini Conkbayırı tepeler hattı mesafesine 25 m mesafede durdurmayı başarır.
  • 4. Anıt: Tarih 10 Ağustos 1915 gösterir, artık göğüs göğüse muharebe mesafesine gelinmiştir ve Albay Mustafa Kemal’in göğsüne bir şarapnel parçası isabet eder. Ancak cebinde bulunan saat göğsünü koruyarak hayatını kurtarır. Düşman ise verilen büyük mücadele sonucu Ağıl Deresine kadar geri atılmıştır.
  • 5. Anıt: Düşman kuvvetlerinin, Gelibolu Yarımadası’nın en önemli bölgesi ve doruk noktası olan Conkbayırı ele geçirmek amacıyla giriştikleri devamlı saldırı kahraman Türk askerinin büyük cesaret ve gayretle yaptığı savunma karşısında başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu bölgede cereyan eden muharebelerde, Türk Ordusu 9.200 şehit, düşman 1.200 kayıp vermiştir.

Conkbayırı Türk Siperleri

Mehmetçik parkı yazıtlarıyla beraber savaşın seyrini hatırlama fırsatı yakaladık. Kafamızda tazelenen bilgilerle yolumuza devam ederken dikkatimizi siperler çekiyor. Hep savaş filmlerinden izlemeye alışık olduğumuz o siperlerin içerisine girip yürüdüğümüzde de yine tüylerimiz diken diken oluyor.

Çanakkale her karışı ayrı bir ruh ayrı bir hikaye. Dokunmasalar oturup saatlerce ağlayabilirim o siperler de. Başım dik ayaklarımın üzerinde yürüyüp geçiyorum o ince ince örülmüş ağları. Sonra ironiyi fark ediyorum zaten bu siperler başımız dik olsun diye açılmadı mı! Başınız dimdik geçin o siperlerden. Conkbayırını dört bir yandan sarmış bu siperler kurtuluşa giden yolun ayak izlerini taşımaktadır.

Tüm bunların yanı sıra Conkbayırı içerisinde ziyaret edebileceğiniz daha bir çok anıt ve mezar bulunmaktadır. Bunlar arasında; Üsteğmen Nazif Çakmak Şehitliği, Yeni Zelanda Anıtı ve Anzac mezarlığı da bulunmaktadır.

D. Anzak Koyu

Anzak Koyu Avustralyalılar için büyük önem arz etmektedir. Avustralyalı ve Yeni Zelandalı ziyaretçiler her yılın 25 Nisan günü sabah 04.30 da şafak ayini adı verilen bir törenle atalarını çıkartma yaptıkları bu koyda anmaktadırlar.

 ANZAC kelimesinin Avustralya- New Zealand Army Corps kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu burayı gezerken öğrendim.

Anzak sahili boyunca bir sürü anıt mezar karşınıza çıkıyor. Bunlardan en bilindik olanları ise Küçük Arıburnu Anıtı ( Cehennem Kuyusu ) ve Shrapnel Valley Mezarlığıdır (Ölüm Vadisi).

Anzak Koyu Yazıtı

Anzak Birliklerinin çıkarma yaptığı yer de bulunan yazıtta; Atatürk’ün 1934 yılında söylemiş olduğu ve bir liderin birleştirici vasfını ön plana çıkararak tüm dünya da ses getiren deyişinin İngilizcesi yer almaktadır.

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz! Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Bu yazıyı her okuduğum da savaşın diğer yüzü çarpıyor suratıma. Her iki tarafta da analar evlatlarını kaybediyor, gencecik evlatlar umutlarıyla, hayalleriyle beraber gömülüyor. İşte tüm bunları düşünürken Atatürk’ün söylediği bir başka söz geliyor aklıma;

Vatanın müdafaası mecburiyeti olmadıkça savaş bir cinayettir.

Böyle eşsiz, sağ duyulu, insancıl bir Önderin ulusunun parçası olmaktan gurur duyuyorum ve dünyanın duyduğu saygıyı sonuna kadar hak ettiğini bir kez daha görüyorum.

Dolu Kafa Yeni Konu:  İzmir de Gezilecek En Muhteşem Yerler

E. Çanakkale Şehitler Abidesi

Rotamızın son durağı Çanakkale Şehitler abidesi. Savaş çok geniş bir alana yayıldığı için aslında buraya gelene kadar daha bir çok önemli noktadan geçmekteyiz. Eğer vaktiniz varsa güzergahınızda ki hiç bir anıtı atlamamanızı öneririm. Ama zamanınız kısıtlıysa yazımda bahsettiğim yerler Çanakkale ruhunu yaşamanız için önceliğiniz olabilecek lokasyonlardır.

Çanakkale Şehitler Abidesi için görmeyi heyecanla beklediğim ve ihtişamından oldukça etkilendiğim günlerce aklımdan hatta rüyalarımdan çıkmayan yer diye bahsetmek doğru bir ifade olur herhalde.

Dört görkemli sütun üzerine oturtulan abide güçlü bir milleti simgelemektedir. Bu sütunların kalınlığı ve göklere yükselen ihtişamlı yapısından bu milleti tarihten silmenin kolay olmadığı anlaşılmaktadır. Başınızı anıtın tavanına çevirdiğiniz de ise mozaikten yapılmış şanlı Türk Bayrağı sizin göğünüzü kaplamaktadır. Abidenin dört ayağında sekiz rölyef bulunmaktadır. Denize bakan dört tanesi deniz savaşlarını, karaya bakan dört tanesi de kara savaşlarını anlatmaktadır.

Tüm bu etkileyici yapının yanı sıra Çanakkale Şehitler Abidesinin içerisinde sembolik şehit kabirleri de yer almaktadır. Sembolik olsa dahi kabirlerin arasında gezerken okuduğumuz isimler onların varlığını öyle çok hissettiriyor ki her kabrin başında dakikalar geçirip dualar etmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Oysa biliyoruz ki, Çanakkale’nin her karışında onlarca şehit yatmakta, geçtiğimiz her yolda, her santim karış toprakta varlıkları bizimle yaşamakta.

En tepe de denizin ve gökyüzünün birleştiği yer de vedalaşıyoruz şehitlerimizle. Uçsuz bucaksız bir mavilik kucaklamış bedenlerini, huzurlu bir sessizlik hakim gök kubbeye. Güçlü bir rüzgar esiyor Bayrağın hep dalgalansın dercesine.

Yüreğimiz de bu güne kadar tarifini bilmediğimiz bir duyguyla dönüş yoluna geçiyoruz. Gurur da var içinde minnette… Çanakkale; her Türk evladının tarihine tanık olabilmesi ,yaşadığı günlerin kıymetini daha iyi anlayabilmesi için çıkması gereken bir yolculuktur.

Çanakkale Geçilmez. Başta Mustafa Kemal olmak üzere geçit vermeyen tüm o kahramanlara selam olsun, ruhunuz şad mekanınız cennet olsun…


Bizimle çıktığınız Çanakkale yolculuğunu beğendiyseniz belki İzmiri de bizimle gezmek istersiniz

İçeriği ne kadar beğendin?
[Toplam: 6   Ortalama: 5/5]

Arkadaşlarınla paylaş...

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Güvenlik Kontrolü *


Facebook

dolukafa

Instagram

dolukafa

WhatsApp

+90 531 850 2317